Yükleniyor...

Kira Sözleşmesi Nasıl Feshedilir?

Kiracı ve Ev Sahibinin Hakları Nelerdir?

 Kira sözleşmeleri, hem kiracıların barınma hakkını hem de mülk sahiplerinin mülkiyet haklarını güvence altına alan, karşılıklı borç ve sorumluluklar yükleyen hukuki belgelerdir. Toplumda yaygın olarak bu sözleşmelerin, taraflardan birinin isteğiyle kolayca sona erdirilebileceğine dair yanlış bir kanı bulunsa da, fesih süreci Türk Borçlar Kanunu'nun emredici hükümleriyle sıkı kurallara bağlanmıştır. Kanun koyucu, özellikle konut ve çatılı iş yeri kiralarında, sözleşmenin daha zayıf tarafı olarak kabul edilen kiracıyı koruyucu bir yaklaşım sergilemiştir. Bu nedenle, ne kiracı keyfi bir şekilde sözleşmeyi aniden sonlandırabilir ne de ev sahibi dilediği zaman kiracısını mülkten çıkarabilir. Kira sözleşmesinin feshi, ancak kanunda açıkça sayılan belirli şartların varlığı ve usule uygun hukuki prosedürlerin işletilmesiyle mümkündür. Tarafların, ileride doğabilecek maddi ve manevi kayıpları önlemek adına bu yasal çerçeveyi bilmesi ve adımlarını buna göre atması hayati önem taşımaktadır. Bu yazımızda, hem kiraya verenin hem de kiracının hangi durumlarda ve nasıl kira sözleşmesini feshedebileceğini tüm detaylarıyla ele alacağız.

 Öncelikle kiracının fesih haklarını incelediğimizde, kanunun kiracıya belirli esneklikler tanıdığını görmekteyiz. Belirli süreli bir kira sözleşmesinde, kiracı, sözleşme süresinin bitiminden en az on beş gün önce yazılı bildirimde bulunmak suretiyle sözleşmeyi sona erdirme hakkına sahiptir; eğer bu bildirimi yapmazsa, sözleşme aynı koşullarla bir yıl daha uzamış sayılır. Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde ise kiracı, her zaman yasal fesih dönemlerine ve bildirim sürelerine uyarak sözleşmeyi feshedebilir. Bunun ötesinde, kiracının "haklı nedenle derhal fesih" hakkı da bulunmaktadır. Kiralanan mülkte, yaşamayı veya kullanımı engelleyecek derecede esaslı bir ayıp (örneğin, giderilemeyen ciddi bir rutubet, ısınma sisteminin çalışmaması gibi) sonradan ortaya çıkarsa ve bu durum ev sahibi tarafından makul bir sürede giderilmezse, kiracı sözleşmeyi derhal feshederek mülkü tahliye edebilir. Ayrıca, kiracının veya birlikte yaşadığı ailesinin sağlığını tehdit eden bir durumun varlığı da haklı fesih sebebi olarak kabul edilir. Kiracının bu haklarını kullanırken, fesih iradesini mutlaka yazılı olarak, ispat kolaylığı açısından noter kanalıyla ihtarname çekerek bildirmesi, hukuki sürecin sağlıklı işlemesi için kritik bir adımdır.

 Kiraya verenin (ev sahibi) sözleşmeyi feshetme ve kiracıyı tahliye etme imkanları ise kanunda sınırlı sayıda (numerus clausus) ilkesiyle belirlenmiştir ve kiracının haklarına göre çok daha kısıtlıdır. Ev sahibinin en bilinen fesih sebebi, kiracının kirayı zamanında ve tam olarak ödememesidir. Kiracının bir kira yılı içinde iki haklı ihtar almasına sebep olması veya ödenmeyen kira bedeli için başlatılan icra takibine rağmen otuz gün içinde borcu kapatmaması durumunda, ev sahibi tahliye davası açma hakkı kazanır. Bir diğer önemli tahliye sebebi ise "ihtiyaç nedeniyle tahliye"dir. Kiraya verenin kendisinin, eşinin, altsoyunun (çocuk, torun), üstsoyunun (anne, baba) veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişilerin konut ya da iş yeri ihtiyacının samimi, gerçek ve zorunlu olması halinde, belirli süreler içinde dava açılarak kiracının tahliyesi talep edilebilir. Bunun yanı sıra, kiralanan mülkün yeniden inşası veya imarı amacıyla esaslı bir onarım, genişletme ya da değiştirme gerekmesi ve bu işler sırasında mülkte oturmanın imkansız olması da bir tahliye nedenidir. Son olarak, kiracının tahliye taahhütnamesi vermesi de ev sahibine fesih hakkı tanıyan güçlü bir hukuki araçtır.

 Kira sözleşmesinin feshinde en önemli aşamalardan biri, hukuki prosedürlerin doğru ve eksiksiz bir şekilde takip edilmesidir. Özellikle kiraya veren tarafından yapılacak fesihlerde, dava açmadan önce kiracıya yazılı bir bildirimde bulunmak, yani noter aracılığıyla "ihtarname" göndermek, çoğu durumda bir dava şartı olarak karşımıza çıkar. Örneğin, kira bedelinin ödenmemesi durumunda gönderilecek ihtarnamede, kiracıya borcunu ödemesi için genellikle otuz günlük bir süre verilmeli ve ödememe halinde sözleşmenin feshedilip tahliye davası açılacağı açıkça belirtilmelidir. İhtiyaç nedeniyle tahliye davalarında ise, belirli süreli sözleşmelerde süre sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde ise fesih dönemlerine uyularak belirlenen tarihten itibaren bir ay içinde davanın açılması gerekir. Bu sürelere uyulmaması, davanın usulden reddedilmesine neden olarak ciddi hak kayıplarına yol açabilir. Tahliye davaları, taşınmazın bulunduğu yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesi'nde görülür ve süreç, delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi ve mahkemenin karar vermesiyle ilerler.

 Son olarak, kira ilişkilerinde özel bir durum olan on yıllık uzama süresini de ele almak gerekir. Belirli süreli kira sözleşmelerinde, sözleşme bitiminde kiracı tarafından feshedilmediği sürece sözleşme birer yıllık periyotlarla uzar. Bu uzama süresinin on yılı doldurmasının ardından, kiraya veren, bu on yıllık süreyi takip eden her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce kiracıya yazılı bildirimde bulunmak şartıyla, herhangi bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi sona erdirme hakkına kavuşur. Bu durum, mülk sahiplerine uzun vadede sözleşmeyi sonlandırma imkanı tanıyan önemli bir istisnadır. Görüldüğü üzere kira sözleşmesinin feshi, basit bir ihbarla geçiştirilemeyecek kadar teknik detaylar, sıkı süreler ve usul kuralları içeren karmaşık bir hukuki süreçtir. Hem kiracıların haklarını koruması hem de ev sahiplerinin mülkiyet haklarını yasal zeminde kullanabilmesi için, bu süreçte mutlaka bir avukattan hukuki destek alınması, atılacak adımların sağlam bir temele oturtulmasını sağlayacaktır.